Gece Mesaisi: Otoriteye karşı mizahi bir duruş
Kısa film Gece Mesaisi, bir otel çalışanının patronu tarafından gözetlenmesini mizahla anlatıyor. Yönetmen Salih Ortaçay, otoriteyi ciddiye almayarak sorguladıklarını ifade etti.
Bir otelde resepsiyonist olarak çalışan Emrah isimli bir işçinin, otel patronu tarafından sürekli gözetlenmesini konu alan Gece Mesaisi, otoriteyi sorgularken mizahı da ihmal etmiyor. Festival yolculuğunu sürdüren kısa filmin yazarı ve yönetmeni Salih Ortaçay ile filmin çıkış noktasını, otoriteyi ele alış biçimini ve mücadele yollarını konuştuk.
Evrensel'de yayınlanan habere göre, Ortaçay, filmin çıkış noktasını şöyle anlattı: "Gece Mesaisi'ndeki Emrah karakteri aslında benim bir arkadaşım. Bakakai isminde bir sanat kolektifleri var. Tanışmamız, bu kolektifin birkaç videosunun kurgusu üzerine olmuştu. Emrah aynı zamanda bir otelde resepsiyonist olarak çalışıyor. Bir gün onu ziyarete gittiğimde sigara içmek için dışarı çıkmıştık. Bu sırada patronu aradı ve benim kim olduğum, orada ne aradığım gibi sorular sordu. Bu konuşmayı şaşkınlıkla izledim. Sonrasında Emrah, patronunun çalışanlarını güvenlik kamerasından izleyerek mobbing yaptığını anlattı. O an bunun iyi bir kısa film konusu olacağını anladım."
Film sürekli gözetlenmenin kısıtlayıcı etkisini görünür kılarken seyircide boğucu bir his bırakmıyor; mizah bu baskının içinde ferahlatıcı bir alan açıyor. Politik meseleleri ele alırken mizahın nasıl bir imkân sunduğu sorusuna Ortaçay, "En başından beri otoritenin çok ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu biraz karşılıklı rızayla ilgili. Otoriteyi otorite olarak kabul ederseniz, o da hükmeder. Mizah burada bir sorgulama aracı. Otoriteyi ciddiye almayarak bir nevi onu sorguluyoruz" yanıtını verdi.
Anadolu'da insanların otoriteye yaklaşımının hep bu şekilde olduğunu belirten Ortaçay, Nasreddin Hoca fıkralarında ve Keloğlan hikâyelerinde bunun örneklerinin görülebildiğini söyledi. Bir Kastamonu türküsüne dikkat çeken yönetmen, "Manda yuva yapmış söğüt dalına, yavrusunu sinek kapmış gördün mü?" türküsünün, kendilerine eleştiriyi yasaklayan beye karşı halk ozanlarının tepkisi üzerine çıktığını ifade etti. Komedyen Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisinin de bunun bir göstergesi olduğunu belirten Ortaçay, "Yoksa otoriteyi yüceltmiş, normalleştirmiş oluyoruz. Bence bu çok gereksiz" dedi.
Otel patronu Adem'in filmin bir bölümünde görünmediğini, yalnızca sesiyle varlığını hissettirdiğini hatırlatan Ortaçay, görünür olduğu kısımda ise sürekli ekran başında duran, tek başına tavla oynayan ve telefonun başında bekleyen bir patron olduğunu söyledi. Diğer yanda ise otelde arkadaşlıkların kurulduğu, gündelik işlerin sürdürüldüğü ve dış dünyayla ilişkinin devam ettiği bir hayat olduğunu belirten yönetmen, bu karşıtlığın bilinçli bir tercih olduğunu vurguladı.
İlk yazdığı senaryoda Adem Bey'i hiç göstermediğini, yalnızca bir ses olarak bıraktığını aktaran Ortaçay, "Daha sonra bu gizemin gerekli olmadığına karar verdim. Adem Bey'i gereğinden fazla yüceltmiş oluyordum. Onun da bir insan olduğunu; elinde telefonu ve kumandası, ekran başında insanları gözetleyen biri olduğunu vurgulamak istedim. Adem Bey, yatırımını korumaya çalışırken büyük bir yalnızlığın içerisinde yaşıyor. Nedense otoriter insanların hep yalnız olduğunu düşünmüşümdür. Diğer tarafta ise etkileşim hâlindeki insanlar var; işleri sürdürüyorlar, yardımlaşıyorlar, âşık oluyorlar. Bu çatışma filmin dinamosuydu. Adem Bey'in kendine ait bir hayatı olsa neden sabahlara kadar insanları gözetlesin ki? Onun yalnızlığı ve işini koruma çabası, otel çalışanları üzerinde baskı oluşturuyor. Bir tarafta hayat, diğer tarafta hayattan korkan ve kaçan bir insan var" ifadelerini kullandı.
Gece Mesaisi'nin umut veren ve teslim olmayı reddeden bir anlatı sunduğunu belirten Ortaçay, otoritenin açmazlarından çıkış yolunun güven ve dayanışma olduğunu söyledi. "İşimizi yapmamız için bizi sürekli denetleyen mekanizmalara ihtiyacımız yok. Kendi kendimize de işleri sürdürebilir, hayatımıza devam edebiliriz. Tek yapmamız gereken birbirimize güvenmek ve yardımlaşmak" diyen yönetmen, otoritenin yapmaya çalıştığı şeyin güvensizlik yaratmak ve dayanışmayı ortadan kaldırmak olduğunu ifade etti.
Birçok iş yerinde patronların rekabeti teşvik ettiğini belirten Ortaçay, "Bu da insanlarda güvensizlik duygusunu artırır. Güvensizlik arttıkça otoriteye bağlılık artar. Dayanışma için de aynı şey geçerlidir. Aslında istenilen şey itaattir. Otorite özgür bireylerden hoşlanmaz. Kendi çıkarından başkasını umursamayan, birer makineye dönüşmüş itaatkâr insanlar ister. Çünkü böylesi onun için daha kârlıdır. Otoritenin bizi sokmaya çalıştığı açmazlardan kurtulmanın tek yolu birbirimize güvenmek ve tutunmaktır. Böylece insan olduğumuzu hatırlar ve birbirimize hatırlatırız" şeklinde konuştu.
Filmin festival yolculuğuna değinen Ortaçay, dünya prömiyerini Miami Short Film Festivali'nde yaptıklarını, ardından Uluslararası Bakü ve Kazan Film festivallerine katıldıklarını söyledi. Türkiye'de İstanbul Film Festivali'yle başlayan yolculuğun Adana Altın Koza ile devam ettiğini belirten yönetmen, Ayvalık Film Festivali ve İşçi Filmleri Festivali gibi festivallere de katıldıklarını aktardı.
Filmin temasının seyircide olumlu bir karşılık bulduğunu ifade eden Ortaçay, "Ben Adem Bey karakterini fazla mı abarttım acaba diye düşünürken seyircilerin aktardığı deneyimler, az bile anlattığımızı gösterdi. Adem Bey'den daha korkunç patronlar varmış etrafta. Hatta çok az da olsa Adem Bey'i haklı bulanlar da var. Genel olarak izleyenler komedi dozunun kıvamında olduğunu söylüyor. En çok gelen eleştirilerden biri, 'Keşke biraz daha uzun olsaydı' yönünde. Filmin uzun metrajını ya da dizisini yapmam gerektiğini söyleyenler de var. Ama bence kısa film olarak kalmalı" dedi.
Gelecek projelerinden bahseden Ortaçay, "Bundan sonrası için ilk uzun metrajlı filmimi çekmek istiyorum. Yine bir otel hikâyesi olacak ama olayları daha geniş bir perspektiften anlatacağım. Bir otele sıkışıp kalmış insanların hikâyesi. Gece Mesaisi'nden edindiğim tecrübeler beni bu filmi yapabilmek için motive ediyor. Bu filmi çekemediğim takdirde aklımda başka projeler de var. Ancak bunlar da çoğunlukla işçi hikâyeleri. Bir de suç ve suça tanıklık, ilgilendiğim konular arasında. Bu minvalde hikâyeler anlatmaya devam edeceğim" diye konuştu.
TürkAta Haber Ajansı